





11 Haziran 1981’de Bülent Ersoy’un, ertesi gün de eşcinsel şarkıcıların sahneye çıkması yasaklanmış. Cinsiyet değişikliği ameliyatı geçiren Ersoy, sahne yasağı üzerine “eşcinsel olmadığını, ruhen ve bedenen kadın olduğunu” ispat için ameliyattan sonra aldığı pembe nüfus cüzdanı ve sağlık raporuyla mahkemeye başvurmuş. Fatih Adliyesi’nde görülen davada Ersoy’un kadınlığı onaylanmış. Savcılığın karara itirazı üzerine Yargıtay 22 Ocak 1982’de mahkemenin verdiği kararı usulden bozmuş.
Bu esnada Bülent Ersoy da gazetelere örgü örerken fotoğraflar çektirip, hanımefendi olmak istediğini söylemeye başlamış. Eşcinsellerin sahne yasağı için “Sahnelerdeki pisliğin temizlenmesine ben de sevindim” diyebilen Ersoy, kendisinin eşcinsel değil kadın olduğunu söylediği Hürriyet muhabirine “Vatanıma ve aziz milletime duyduğum sevgi ile ameliyat oldum. Ama hamama gitsem hangisine alırlar beni? Kadınlar bölümüne mi, erkekler bölümüne mi?” diye sormuş.
Cinsiyet davası yeniden görülen Ersoy sahne yasağı için ayrıca başvuruda bulunmuş, ama “Hukuken erkek olan Ersoy’un sadece erkek kıyafetleriyle sahneye çıkabileceğine” karar verilmiş. Günaydın gazetesine göre Ersoy İzmir’de erkek kıyafetiyle sahneye de çıkmış. Hatta kendisini takip eden ahlak masası polislerine tepki olsun diye dinleyici kadınlardan bazılarını dudaklarından öpmüş ve Günaydın’ın ifadesiyle söylersek, öpülen kadınlar mest olmuş.
1984’te mahkeme ikinci kez Ersoy’un kadın olduğuna karar vermiş. Dosya yine yüksek mahkemeye gitmiş ve Yargıtay 4 Ağustos 1986’da son kararı açıklamış: “Bülent Ersoy erkektir.”
Sahne yasağının kalkması 8 Ocak 1988’de ani bir kararla olmuş ve Ersoy 12 Ocak’ta Lunapark Gazinosu’nda sahneye çıkmış. Ertesi günden itibaren gazetelerde Ersoy’un sahne yasağının nasıl kalktığıyla ilgili tartışmalar yaşanmaya başlamış. Bu tartışmalar sırasında birçok kişi yasağı Özal’ın keyfi bir kararla kaldırdığını söyleyip , Ersoy'a tanınan hakkın eşcinsel şarkıcıları da kapsaması gerektiğini savunmuş.
Semra Özal, eşinin ölümünden sonra Mehmet Ali Birand ve Soner Yalçın’a konuyla ilgili olarak şunları söyleyecektir: “Bülent Ersoy'u çağırttım konuta. Turgut bey bir şarkı istedi. Çok ağır bir şarkı, ismini bile hatırlamıyorum. Turgut bey ‘Bunu Safiye Ayla'dan kaç kez istedim söyleyemedi’ dedi zaten. Bülent çok heyecanlı, eli ayağı titriyor zavallının. Ama hemen orada hiçbir şeysiz mırıldanmaya başladı. Çok şaşırdı rahmetli. Daha sonra bütün muhalefete rağmen yasağını kaldırdık.”
0 yorum:
Yorum Gönder